MANİSA MEVLEVİHANESİ
Yapılış Tarihi : Saruhan Bey’in torunu İshak Çelebi tarafından Saruhanoğulları’nın başşehri Manisa’da Dumanlı(Spil) Dağ eteğinde 1368-69 inşa ettirilmiştir. Evliya Çelebi’nin kaydettiği cümle kapısı üzerindeki kitabeye göre binanın yapılış tarihi Hicri 770 olarak verilmektedir.
Mimarı: Ulu Cami ve Medresesi de aynı mimar tarafından yapılmıştır. İshak Bey’ in yaptırdığı medresenin kitabesinde “Mimar Emed b.Osman “ yazmaktadır.
İshak Bey: Saruhanoğulları Beyliğinin üçüncü beyidir. Özellikle Manisa şehrinin imarıyla pek çok eser kazandırmıştır. 1380de vefat etmiş, kabri yaptırdığı en önemli eserlerden biri olan Ulu Cami içerisindedir.
Yapı hakkında: Fatih Sultan Mehmed döneminde yeniden yazılan İshak Çelebi vakfiyesinde, Saruhan ili beyi İshak Çelebi’nin Manisa’nın en yüksek yerine bir ulucami ve medrese ile camiye eş mevkide, Mevleviliği Batı Anadolu’da yaymak ve yaşatmak amacıyla bir mevlevihane yaptırdığı kaydedilmektedir. Vakfiyede belirtildiğine göre kuruluşunda Mevlevihane’de bir şeyh, bir imam ve müezzin, bir nazır, bir kayyım, bir katip, bir mesnevihan, ayini okuyacak güzel sesli iki hanende görevlendirilecek, yemek işi için bir vekilharç ve bir aşçı görev yapacaktı. Manisa merkez nahiyelerinden Karaoğlanlı köyü ile Akcahavlı, Çatalkilise gibi köyleri ve timarları ile iki hamamın geliri Ulu Cami, medrese ve mevlevihaneye tahsis edilmiştir.
Mevlevihane, Saruhanoğulları devrinde olduğu gibi Osmanlı döneminde de faaliyetini devam ettirmiş, ilim ve kültür merkezi hüviyetini korumuştur. Bu hüviyete 2. Selimden itibaren Manisa’ya nasıl şehzade gönderilmiş, bunlar burada yetiştikten sonra Osmanlı tahtına oturmuşsalar, Konya Mevlevi tekkesinin başına geçecek çelebi, Konya’dan önce muhakkak Manisa’ya şeyh tayin edilmiştir. XVI.yüzyılın sonunda Mevlevihane vakfının maddi gücünün arttığı ve mütevellilik, şeyhlik gibi birçok görevin Mevlana ailesine mensup kişilerin elinde toplandığı görülmektedir. Mevlevihane’de yetişmiş birçok şair arasında Bülbülname’si ve bir divanı olan Attar Birri Mevlevi ile iki Manisalı şairden söz edilebilir.
Mevleviliğin Batı Anadolu’daki en güçlü merkezi olan Mevlevihane 1877’ten önce kendi haline terkedilmiş ve şehir merkezine yakın yeni bir Mevlevihane inşa edilmiştir. Çok harap bir durumda olan eski Mevlevihane ancak 1961-1962’ de Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restorasyona alınmış, çeşitli aralıklarla sürdürülen ve 1982’de tamamlanan bu restorasyon çalışmalarında yıkılmış olan beden duvarları, orta kubbe, diğer tavan kısımları ile son cemaat yerinin örtüsü ve direkleri yapılmıştır. Asli hüviyetiyle bağdaşmayan kötü restorasyonlar geçirmiş olan Mevlevihane üst kat döşemesi ihya edilmediğinden günümüzde bu kata ait, şer’i sicil kayıtlarındaki tariflere uymayan merdivenlere, kapı ağızlarına ve pencerelere sahiptir. Mevlevihane 1983-1992 yılları arasında Manisa Müzesi İslami Mezar Taşları ve Kitabeler Seksiyonu olarak kullanılmış, 1995 Vakıflar Müdürlüğünden Celal Bayar Üniversitesi’ne devr olunan bina 1999-2001 CBÜ tarafından restore edilmiştir. Bir ara Kitaplık olarak açık kalan Mevlevihane 2005 yazından itibaren Manisa ve Yöresi Türk Tarih ve Kültürünü Araştırma ve Uygulama Merkezi bünyesinde Manisa Mevlevihanesi Etnografya Müzesi haline dönüştürülerek halkın ziyaretine açılmıştır. Manisa’nın tarihi-kültür eserlerinden biri olan Mevlevihane, üniversitemizin büyük katkılarıyla asli kimliği içerisinde taşıdığı izleri sembolik ögelerle de olsa ziyaretçileriyle paylaşmaktadır.
Yapının Teknik Özellikleri: Eski Manisa Mevlevihanesi’nin plan şemasında, merkezi kubbeli orta avlu etrafına yerleştirilen simetrik haçvari dört eyvanla , Orta Asya menşeli olup Selçuklular ve Beylikler döneminde hem medrese hem tarikat yapılarında sıkça rastlanan eski plan geleneklerinin devam ettirildiği görülmektedir. XIV.yüzyılın ikinci yarısına ait bu eski plan geleneklerine burada ayrıca mevlevihane planının olgun simetrisi, binanın iki katlı oluşu, ocak ve bacaların tesis edilmiş olması gibi yeni özellikler de eklenmiştir. Türk mimarisinin bilinen en eski tasarım şeması olan, Orta Asya ve özellikle Horasan bölgesinde sivil mimariye de uygulanan, “ev-hankah”tipi ilk tarikat tesislerinde devam ettirilen meşhur plan şemasının mevlevihane olarak mimari fonksiyon açısından en iyi şekilde nasıl çözülebileceği ve kullanılabileceği Manisa Mevlevihanesi’nde ortaya konulmuştur. Çevresindeki eyvanlardan daha alçak kotlu merkezdeki kubbeli orta avlu sema meydanı olarak değerlendirilmiş, eyvanlar mutrip maksuresi, mescid ve züvvar mahfilleri olarak kullanılmıştır.Cümle kapısı üstünde bulunan mutrip maksuresinin hem yüksekte hem tam mihraba (dolayısıyla şeyh postuna)karşı tasarımının daha sonra yapılan semahanelerde XX.yüzyıla kadar devam ettirildiği dikkati çekmektedir. Sema meydanı daha küçük kotta bulunduğu için eyvandaki mahfillerinden rahatça görülebilmekteydi. Köşede kalan odalar şeyh odası, matbah-ı şerif, kiler gibi fonksiyonlar için kullanılmış ve diğer hücreler muhtemelen barınma ve eğitim ihtiyaçlarına tahsis edilmiştir.
Mevlevihanenin alt katı kapalı avlulu medrese veya zaviye planına benzeyen, merkezi kubbeli, kapalı orta avlu ve dört eyvanlı simetrik harçvari bir plan şemasına sahiptir. Simetrik görünen plan biraz yamuk olup çoğu açılar 90 derece değildir. Kapıdan girilince çapraz tonozla örtülü küçük bir g,r,ş holü eyvanına gelinir. Bu holün batısında ve doğusunda birer oda yer alır; batıdaki 4,36x4,40m. ebatlı dolap nişli oda kare plana yakındır ve diğerlerinden biraz küçüktür, çünkü doğu odasının girişinde üst kata çıkan bir merdiven yer alır. Mescid olarak kullanılmış güneydeki eyvan diğerlerinden daha büyüktür. Sivri kemer alınlıklı eyvanların üzeri beşik tonozlarla örtülü olup sivri kemerler üzerine orta avlunun kubbesi oturur. Kubbeye pandantiflerle geçilir. Semahane olarak kullanılmış, kare planlı (7,20x7,20 m.), giriş eyvan holüyle kotu aynı olan orta avlunun etrafı yerden 50cm. kadar yükseklikte bir setle çevrilidir.6x7,90 m. ebatındaki ana mescid eyvanı geniş bir sivri tonozla örtülü olup iki sıra halinde ikişer pencereyle aydınlatılmıştır.Buradaki yan duvarlarda bulunan boş bırakılmış derin nişlerin ahşap kapaklı dolaplar olduğu söylenebilir. Mescid eyvanın iki yanında 4,70x8,80 m. ebadındaki simetrik köşe odaları yamuk dikdörtgen planlıdır ve ikisine de avludaki köşe kapılarından girilmektedir. Ortaları kemerle ikiye ayrılmış, böylece her sahın iki çapraz tonozla örtülmüş ve ortalarına kat seviyesinde asılı meşe olması gereken ikişer gergi kirişi atılmıştır.Doğuda ve batıda iki, kıble tarafında bir pencere, ayrıca her ikisinin mescid duvarında kötü restore edilmiş birer büyük ocak bulunmaktadır. Sivri kemerli tonozla örtülü , 3x4,60 m. ebadında karşılklı iki yan eyvanın geniş seti sonunda ikişer basamakla çıkıla penceresiz, 1,80x1,70 m. ebadında, alçak ve karanlık ikişer küçük derviş hücresi vardır.
Mevlevihanenin ikinci kat planı güneye doğru açık “U”planlı olup güney eyvanı ,orta avlu ,güneybatı ve güneydoğu köşe odalarının dışında kalan köşe odaları ve derviş hücreleri üstünde yer alıyordu.Ancak restorasyonlarda ikinci katın döşemesi ihya edilmediğinden merdivenlerden üst kat mekanlarına ulaşılamamaktadır.Doğu yan eyvanının kuzey duvarında çatıya kadar çıkan dar bir merdiven mevcut olmakla birlikte giriş holündeki merdivende olduğu gibi üst kat döşemesi yapılmadığından ve buradaki merdiven sahanlığından açılması gereken kapı açılmadığından , alt kat iki derviş odasının üstündeki yaklaşık 1,90x4,75 m.ebatlı mekanla kuzeydoğu üst kat odasına girilememektedir.Günümüzdeki yapının içinde ve dışında süsleme yoktur.Ancak 1105 (1693) tarihli şer’i sicil kaydında nakkaşa 60 akçe ödeme yapıldığı belirtildiğine göre, iç mekanlarda özellikle semahane kubbesinin içiyle pandantiflerin sıvalı yüzeylerinin kalem işleriyle süslenmiş olabileceği düşünülmektedir.